Bir Trafik Polisi ile röportaj | Cem'in Günlüğü
Yaşam

Bir Trafik Polisi ile röportaj

Yazan: Cem

Bir Trafik Polisi ile röportajYaklaşık 10 yıldır trafik polisi olan bir arkadaşımız ile yaptığım keyifli bir röportajı sizlerle paylaşıyorum. Polislik mesleği çok hassas olduğundan özel bilgileri sizlerle paylaşamıyorum. İşte yaptığımız röportajın detayları.

Mesleğiniz çok hassas. Bunu bildiğim için özel konulara girmeyeceğim:) Kaç yıldır trafik polisi olarak görev yapıyorsunuz ?

Yaklaşık 9 yıldır bu mesleğin içinde bulunuyorum.

 

Trafik polislerini diğer polislerden ayıran en belirgin özellikler nelerdir?

Aslında hepimiz aynı amaç için çalışıyoruz. Vatandaşlarımızın canını ve malını korumak, bunlara gelen zararlardan dolayı oluşan kayıpların tespitini yaparak, adaletin yerine gelmesine yardımcı olmak. Fakat trafik polisliği biraz daha farklıdır. Herhangi bir suça karışmayan, herhangi bir suçtan dolayı zarar görmeyen kişilerin, polisle çok fazla işi olmuyor. Ama hemen hemen herkesin ehliyeti yada arabası var. Bu sebeple herkesin trafik polisiyle dolaylıda olsa işi oluyor:)

Evet anladım:) Peki neden kazalar oluyor? Yani saçma bir soru gibi gelebilir. Fakat inanın trafik kazalarının nedenlerini şahsen bilmek isterim.

Aslında bu çok kapsamlı bir soru. Yani trafik kazalarının çok fazla nedenleri var. Alkollü araç kullanmak, aşırı hız yapmak, kırmızı ışıkta geçmek, yorgun ve uykusuz araç kullanmak, seyir halindeyken cep telefonuyla konuşmak gibi, herkesin bildiği fakat birçok kişinin önemsemediği sebepler mevcut. Fakat aslında trafik kazalarının esas nedeni, insanların birbirlerine karşı yeterince anlayışlı olmamasıdır. Tabii bana göre böyle. Söylemek istediğim, yukarıda saydığım nedenlere bir bakın. Kimse ben kaza yapacağım diye düşünmüyor. Kimse ben bir hata yaparsam birilerine zarar veririm diye düşünmüyor. Herkes bu işi çok basite alıyor. Emin olun, haber programlarında yada gazetelerde gördüğünüz trafik kazaları, Türkiye’de yaşanan trafik kazalarının %1 ‘idir beklide. Çoğu kaza basına yansımaz. Çünkü genelde kırsal alanlarda meydana gelir. Basında görüntü alamadığı kazaları programlarına yansıtmaz. Ama tüm vatandaşlarımız, trafik kurallarının onların can ve mal varlığını tehlikeye atmamak için konulduğunu düşünerek hareket ederse, ben kazaların neredeyse sıfıra ineceğini düşünüyorum.

Çevremdeki kişilerden çok fazla duyuyorum. Bu trafik cezalarının, özelliklede radar cezalarının Devlete para kazandırmak için yapıldığı söyleniyor. Bu konudaki düşünceleriniz neler?

Sizin duyduğunuzun beklide 1000 katını duyuyoruz biz bu konuda Nedense vatandaşlarımızın bir çoğunun böyle düşüncesi var. Evet trafik cezalarından Devletimizin kasasına oldukça fazla bir gelir giriyor. Fakat bu vatandaşlarımızın yanıldığı bir nokta var. Her kural yada kanun ihlalinin bir cezası olması gerekiyor. Bu vatandaşlarımız o kural ihlalini yapmasa, o cezayı ödemek zorunda da kalmayacaklar. Yanlış hatırlamıyorsam, buna psikolojide yansıtma deniliyordu. Bakın, haberlerde trafik kazalarından bahsederken genellikle şöyle bir ibare geçiyor : “ Aşırı hız yüzünden direksiyon hakimiyetini kaybeden sürücü “. E şimdi hızlı seyretmenin böyle kazalara neden olabileceğini hepimiz biliyoruz. Peki ama neden dikkat etmiyoruz?
Aslında olay sadece bu da değil. “ Bana dokunmayan yılan bin yaşasın “ mantığıyla hareket eden vatandaşlarımızda mevcut. Örneğin, büyük şehirlerde emniyet şeridi ihlali yapan birçok kişi var. Bir trafik kazası olduğunda, haliyle yol kapanıyor. Gerek ambulanslar gerekse bizler, emniyet şeridini kullanarak kaza yerine gitmeye çalışıyoruz. Fakat o şerit dolu olduğundan yetişemiyoruz ve beklide yaralı olan kişilere gerekli müdahaleler yapılamıyor. Emniyet şeridini kullanan kişiler bunu düşünmüyor. Yarın kendilerinin de kaza yapabileceğini ve bizlerin kaza yerine zamanında ulaşamayabileceğimizi düşünmüyorlar. Keşke bunları düşünebilseler.

Anladığım kadarıyla bu konuda söyleyecek çok şeyiniz var. Fakat malum yazıyı çok uzatınca, amacından uzaklaşıyor:) Peki meslekte karşılaştığınız zorluklardan kısaca örnekler verirmisiniz?

Ya işte bana bu soruyu sormayın:) Meslekte karşılaştığımız o kadar çok şey var ki, hangi birinden bahsedeyim.

Kısaca özetleyin o zaman:)

Peki:) Şüphesiz ki en çok trafik cezası yazarken zorlanıyoruz. Yani öyle kişiler çıkıyor ki, sabır taşınızı çatlatmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Biz bir yere kadar anlayış gösteriyoruz. Sonuçta ceza yazılınca canı yanıyor vatandaşın. Kendimizi onların yerine koyuyoruz. Ve afedersiniz terbiyesizlik sınırına kadar ses çıkarmıyoruz. Fakat nedense onlar bizi anlamıyor. Buradan da söylemek istiyorum. Yazdığımız cezalardan bizim kursağımızdan bir lokma geçiyorsa, bu dünyada bizden daha karaktersiz insanlar yoktur. Biz sadece bize verilen vazifeyi yapıyoruz. Kimseyi ayırmıyoruz. Fakat insanlardan biraz daha anlayışlı olmalarını istiyoruz.
Bir trafik kazasına gidiyoruz. Ölü ve yaralı vatandaşlarımız var. Bir kadın ve çocukları ağlıyor. Babamız yaşıyor mu diye soruyorlar. Fakat babaları hayatını kaybetmiş. Ben nasıl söyleyebilirim bunu? İşte bu dünyanın en zor şeyi.
Kar yağıyor ve yollar kapanıyor. Onca uyarılarımıza rağmen vatandaşlarımız zincirlerini takmıyorlar ve yolda kalıyorlar. O kadar soğuk havada, kar yağışı altında, araçlarına zincirlerini takıyoruz. Bazen ellerimizi, yüzümüzü hissetmiyoruz soğuktan. Ama kimse bunları görmüyor. Vur abalıya misali, bize veryansın ediyorlar. Soruyorum bu vatandaşlarımıza. Bizler olmasak, nasıl güvenle yolculuk edecekler? Bu konularda inanın çok doluyum. Çok fazla uzatmayalım isterseniz..

Yazının devamı gelecek….

Yazar hakkında

Cem

Günlük hayatta karşılaştıklarını kaleme almayı seven, araştırmacı ve az biraz bilgili biri.

yorumlar

Yorum yapın