Kategori arşivi: Eleştirilerim

Gençlik Nereye Gidiyor ?

Gençlik Nereye Gidiyor ? Evet gerçekten gençliğimiz inanılmaz bir değişim gösteriyor. Fakat ne yazık ki negatif yönde bu değişim.

Benim gibi, çocukluğunu 90’lı yıllarda yaşamış olanlar, günümüz gençliğini gördüğünde hayretle izliyor. Biz böyle değildik arkadaş! Ne oldu bize ?

Aşağıya birkaç video eklemiştim. Ama etik olarak doğru bulmadığım için kaldırdım. Youtube sitesine ” Kız kavgaları ” yazıp aratabilir ve bu üzücü görüntüleri görebilirsiniz. Özellikle kız çocuğu olanlar mutlaka izlesinler. Videolardan bazılarını izlediğinizi düşünerek yazıma devam ediyorum.

Bakın videodaki çocuklar 12-16 yaş arasız kız çocukları. Kavga nedenleri neredeyse aynı : ” Facebook’ta sevgilimin yada hoşlandığım çocuğun fotoğrafının altına yorum yazmışsın

Ağza alınmayacak küfürler… Ben bu yaşta erkek olmama rağmen bu küfürleri kullanamıyorum. Ama bu çocuklar çok rahat bir şekilde kullanıyor ve daha da kötüsü, sanki düşmanına vurur gibi, sanki düşmanıyla kavga eder gibi saldırıyorlar.

Eskiden Kemal Sunal filmlerinde sansür olmazdı. ” Eşşoğlueşek, ipne, puşt” gibi küfürler yayınlanırdı. Biz de bu küfürleri duyardık. Ama ailemizden aldığımız terbiye gereği bunları kullanmazdık. Şimdi RTÜK bu küfürlere sansür uyguluyor. Ama çok daha kötüleri ağızlarda sakız olmuş durumda.

Ben demiyorum ki sosyal medyaya sansür uygulansın. Sansürün her çeşidine karşıyım. Ama ailelere büyük iş düşüyor. Çocuğunuza Matematik, Fen Bilimleri’nden önce, ahlaklı biri olmayı öğretin.

Kız çocuklarınıza makyaj yapmak, güzel giyinmek gibi konular yerine edepli olmayı, saygılı olmayı, ahlaklı olmayı öğretin. Çocuklarınıza yetişkin bir birey gibi davranmayın. Bırakın çocukluklarını yaşasınlar.

Bu söylediklerimi bir Din konusu olarak görmeyin. İster Müslüman olun, ister ateist olun, ister musevi, ister hristiyan.. Ahlak konusu bambaşka bir şey.

12 yaşındaki bir kız çocuğu, arkadaşlarıyla oyun oynamalı, evcilik oynamalı, yakartop oynamalı.. Bu yaştaki bir kız çocuğu erkek arkadaş edinmemeli.

Videoları izlediğinizde siz de kendinizi kötü hissedeceksiniz eminim. Videodakilerden biri belki sizin çocuğunuz. Belki bu olanlardan hiç haberiniz yok. Kendinizi kötü hissettiniz değil mi ? ” Ben ne yaptım ” dediğinizi duyar gibiyim. Ama hiçbir şey için geç değil. Çocuğunuzu karşınıza alıp konuşun. Ama ona yetişkin biriymiş gibi davranmayın. Çocuğunuz olduğunu ve çocukluğunu hissettirin. Onu rencide etmeden doğruları anlatın. İnşallah bir nesili kurtarmış oluruz.

Hukuk Zaferi mi Yoksa Ayıbı mı ?

Hukuk Zaferi mi Yoksa Ayıbı mı ?Hukuk Zaferi mi Yoksa Ayıbı mı ? Yazımı okuduktan sonra siz karar verin.

Dün Facebook’ta bir arkadaşım paylaşmış. Haberi okuduktan sonra, o vatandaş için gerçekten üzüldüm. Neden mi üzüldüm ? Bilgisizliğine, düşüncesizliğine ve meslek etiğine sığmayacak olan hareketine üzüldüm. Şimdi detayları anlatayım.

Bir internet sitesinde yer alan habere göre, Balıkesir’de bir avukat olan G. Ş., Savaştepe Caddesi üzerinde seyir ederken, 56 km/h ile radara giriyor ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 51. maddesinin 2. fıkrası gereği 189 TL ceza yazılıyor. Çok saygıdeğer! avukatımız, çok sinirleniyor ve tüm klavye delikanlılarının yaptığı gibi, Facebook üzerinden bu cezayı paylaşıyor ve şunu yazıyor : ” Sevgili polis arkadaşlar aynı hassasiyeti memleketi soyan hırsızlar için de göstermenizi bekliyorum

Olay gerçekten trajikomik. Ama bununla da bitmiyor. Avukat hanımefendi cezaya itiraz ediyor ve kendini kanundan üstün gören bir hakim itirazı kabul ediyor ve cezayı iptal ediyor. İşin belki de en üzücü tarafı ” HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ ” diye haber yapan gazete.

2918 sayılı Karayolları Trafik KANUNU ( Kanunu büyük yazdım ki bazıları iyice öğrensin diye ) ‘nun 51. maddesinin 2. fıkrasının a bendi der ki : ” Hız sınırlarını %10 dan %30 a kadar aşmak (%30 dahil) yasaktır. Cezası, 2015 yılı için 189 TL’dir

Radar görüntüleri, herkesin bildiği gibi kayıt altındadır. İtiraz yada denetleme halinde, kayıtlar istenir ve görüntüler kontrol edilir. Eğer hızlı gitmediğinizi düşünüyorsanız tabii ki itiraz edebilirsiniz. Binde bir bile olsa, hata payı vardır. Ancak…. Yapılan bir ihlal varsa ve bu ihlal hiçe sayılarak iptal ediliyorsa ve bu da hukukun zaferi olarak lanse ediliyorsa, orada dur demek lazım.

Trafik kazalarının yaklaşık %95’i sürücü hatalarından meydana gelir. Sürücü hatalarından meydana gelen kazaların yaklaşık %70’i aşırı hızdan kaynaklanır. Olaya sadece ceza olarak bakan cahiller, bu istatistikleri iyi öğrenmeli.

Hırsızlık Büro ile Trafik Büro’nun farklı işler yaptığını bilmeyecek kadar bilgisiz yada düşüncesiz olanlara ise ne desek boş. Hele ki bu kişiler avukatsa, vah memleketim vah…

Madalyonun bir de diğer tarafı var. Bir avukat düşünün. Kanunları uygulamak ve örnek olmakla mükellef. Ama aynı avukat, söz konusu şahsi menfaatleri olduğunda, kanunları hiçe sayabiliyor. Kanunlara uygun olarak yazılan cezaları iptal eden hakimlere ise ne diyeceğimi inanın bilmiyorum.

Çok uzatmadan ve sizleri sıkmadan yazımı sonlandırmak istiyorum. Ama bitirirken, bu örnek olmaya çalışan saygıdeğer! avukat hanıma da şunu söyleyeceğim. Eğer bir gün sevdiğiniz biri, aşırı hızla giden bir sürücü yüzünden zarar görürse, aynı fikirde olabilecek misiniz ? Tabii ki hayır. O zaman da eminim şunu diyeceksiniz : ” 100 km ile gidilmesi gereken bir yerde sen 150 ile gitmişsin. 100 ile gitseydin bu kaza olmazdı ” diyerek, kasıtlı adam öldürmekten yargılanmasını isteyeceksin. İnşallah bunlar olmaz. Çünkü senin düşüncesizliğin yüzünden kimsenin zarar görmesini istemem.

Ayrıca eklemek isterim ki, yazılan cezalardan trafik polislerinin cebine 5 kuruş girmiyor. Maaşlarından yaklaşık 1000 TL her ay vergi ödüyorlar ( Benim vergilerimle maaş alıyorsun diyenlere ) . Aynı cezalar onlara da yazılıyor, eğer aynı ihlali yaparlarsa. Çünkü kanun herkes için eşit muamele yapılmasını söylüyor. Her ne kadar çoğu zaman bu uygulanmasa da, uygulayanlara saygı duymak gerekiyor.

Ha, son bir not daha sana. Devlet hız limitlerini uygularken, senin gibileri düşünerek %10 avans vermiş. Ama görüyorum ki hakimlerin bireysel karar verebileceğini düşünememiş. En kısa zamanda, trafik cezaları için ehil hakimlerin görevlendirilmesi gerekiyor ( Sözüm, kanunlara bağlı, vatanını seven ve kurallara saygı duyan hakim ve avukatlarımız için değildir. Onlara canımız feda )

Rusya İle Savaşacak mıyız ?

rusya-ile-savasRusya İle Savaşacak mıyız ? Sanırım şu günlerde, gündemi en fazla meşgul eden soru bu. Bu sorunun cevabını eminim herkes merak ediyor. Tabii ki bende.

Yaklaşık 9 aydır bloğuma yazı girmediğimi şimdi farkettim. En son yazı girdiğimde hamile kalan bayanlar doğum yapmak üzere:) İşin şakası bir yana, gündemi meşgul eden bu konu hakkında ben de naçizane görüşlerimi paylaşmak istedim.

Rus uçağının askerlerimiz tarafından düşürülmesinin ardından, tüm dünya bu konuyu konuşur oldu. Evet az buz bir şey değil. Ama işin özüne inmekte fayda var.

Her zaman olduğu gibi, hükümet yanlıları ve hükümet karşıtları, bu durum karşısında yine tartışıyor. Kimi ” Evet uçak düşürülmeliydi. Savaşsa savaşırız ” derken, kimi ” Ne gerek vardı. Yanlış yaptık ” tezini savunuyor.

Birkaç ay öncesine kadar ” Rus uçakları sınırlarımızı ihlal ediyor. Angajman kurallarını uygulamaktan yoksun bir hükümet ” diyenler,  Angajman kuralları uygulandıktan sonra çark ediyor ve ” neden yaptın ” diyorlar. Sevmeyebiliriz. Ama tutarlı olmakta fayda var.

Düne kadar sınırlarımız yol geçen hanına dönmüştü. Askeri uçaklar, teröristler, göçmenler cirit atıyordu. Buna dur demenin vakti gelmişti. Ama bu sadece rus uçağını düşürmekle olmaz. Fütursuzca içeri alınan Suriye’li göçmenlere, teröristlere de dur denilmeli artık.

Sınırlarımız içerisinde 3 milyon Suriye’li olduğu söyleniyor. Bu çok korkutucu bir rakam. Hala da gelmeye devam ediyorlar. Bunların gelmesine karşı çıkan benim gibi düşünce de olanlara ise, küçük çocuklar gösterilerek ” İnsanlıktan nasibini almamışlar ” deniliyor. Küçücük bir çocuğa kim üzülmez ? Ama ufak çocukların gösterildiği kadar, yağmacıları, hırsızları, anarşistleri gösterseler, eminim birçok kişinin fikri değişecek. Ne mi yapılmalı ? Tabii ki tampon bölge oluşturulmalı. Sınırlarımız dışında. Yardımsa yine yardım edilsin. Ama güzelim ülkem yol geçen hanı olmasın.

Neyse konudan sapmayalım. Rusya ile savaşacak mıyız ? Bu sorunun cevabı tabii ki hayır. Dünyanın en güçlü ordularından ikisini karşı karşıya getirmeyi ne Türkiye, ne Rusya göze alabilir. Savaş iki ülke içinde yıkım olur. İki ülkede en az 50 yıl geriye gider. Ha, uçağın düşürülmesinin elbetteki olumsuz sonuçları olacaktır. Ama Rusya’da şunu iyi bilmelidir ki, Türkiye sınırları içerisinde istediği gibi at koşturamaz.

Siyasete elimden geldiğince girmemeye çalışıyorum. Umarım başarılı olabilirim:)

Facebook, Twitter gibi mecralarda, herkes savaş boruları çalıyor. Asıyorlar, kesiyorlar. Klavye başına geçen kahraman oluyor. Ama olası bir savaş halinde, ülkeyi terkedecek ilk onlar olmazsa ben de adam değilim. Bu kadar net konuşuyorum. Hani derler ya ” Ağzı olan konuşuyor ” diye. Ben biraz değiştiriyorum : ” Klavyesi olan konuşuyor

Türkiye ve Rusya, bu durumdan ekonomik anlamda etkilenecektir. Görünen o ki Rusya, ekonomik ilişkileri kısmen askıya alacak. Bundan Türkiye’de etkilenecektir. Ama AB’nin Rusya’ya uyguladığı ambargo düşünülürse, Rusya’nın bizden daha fazla etkileneceği kesin.

Şu an yapılacak en güzel hareket, iki ülke liderlerinin görüşerek bu duruma bir dur demeleri. Her ne kadar zor görünse de, imkansız değil. İnşallah ülkemiz için hayırlara vesile olur. Ama en önemlisi, koskoca Rusya’nın sınır ihlali yaptığı için uçağını düşürüyorsak, kıçı kırık pkknın sınır ihlallerine kesinlikle müdahale etmeliyiz.