Kategori arşivi: Eleştirilerim

Trafik Polisinden yumruk!!

trafik-polisi-İstanbul Bağdat Caddesi’nde dün sabah meydana gelen olayda, yol kesen iki eşkiya trafik polisi, yoluna gitmek isteyen masum bir vatandaşı yumruklayarak darp etti.

Haberi böyle yapınca daha bi afilli oluyor değil mi ? İlk paragrafı okuyunca hemen ” Vay be polis adamı dövmüş ” diye merak edip devamını okumaya başlıyorsunuz. Ama üzgünüm. İstediğiniz gibi bir yazı yazmayacağım.

“İki memur durdurdu. Memurun biri hiç karışmadı. Diğeri çok agresifti. ’Bu çocuğu yetiştirmem lazım’ dedim. Hakaretlere devam etti. Ne anamız kaldı, ne bacımız kaldı, Ben antrenmana yetişemeyeceğimizi anlayınca, oğlumu korumak adına arabamı da içine alacak şekilde yolun fotoğrafını çekerken bu memur arkadaş, darp etmeye başladı. Elimden telefonu alıp yumruklamak suretiyle darp etmeye başladı.” diye anlattı.

“Yol açık beni niye durduruyorsunuz. Belki gerekli yerlere şikayette bulunacağım. En tabii vatandaşlık hakkım bu benim. Yolun resmini çekmek suç mu?” diye tepkisini dile getiren Ünal, trafik polisinin kendisini 500 liralık trafik cezası kesmekle de tehdit ettiğini ileri sürdü.

Ey vatandaş! Senin bu söylediğine kendi çocuğun bile inanmaz. Ama ne yapsın ? Babasını savunmak zorunda işte. O polis, sabahın 7’sinden akşamın 7’sine kadar orada biliyor musun ? Senin gibi günde kaç kişiye dert anlatıyor biliyor musun ? Senin önünü kesip diğer taraftan gitmeni isteyen polis, sence mazoşist mi ? Durduk yere neden yolu kesip senin gibi laftan anlamayan kişilere hesap versin ? Bak o an gideceğin yolda kar kürüme çalışması yapılıyordu. Vatandaşlar kaza yapmadan rahatça yollarına gitsin diye herkes seferber olmuş durumda. Ama sen ukala tavırlarınla radikal olma havasında afra tafra yapıyorsun. Sen oğlunu yüzme kursuna götürecem derdindesin, o polis evde bekleyen oğluna yemek götürecem derdinde. Kamera görüntülerini sunmuşsun delil diye. E tabi, ne de olsa konuşmaları çekmiyor. Kim bilir ne dedin de delirttin adamı. Kameralar karşısında ne kadar da masumsun. Ulan sizde vicdan yok anladım da, hiç mi kafanız çalışmıyor ? O yoldan gitsen tıpış tıpış geri geleceksin. Kaybettiğin zaman, harcadığın benzinle kalacaksın. Ama nato kafa nato mermer. Ah ulan ah. Amerika’daki gibi yetkileri olacak polisinde o zaman bunları yapabilecek misiniz gerçekten merak ediyorum.

Bu şahsiyetin ifadesini alıp, savcılığa gitmesi konusunda akıl veren polise de birkaç lafım var. Sen olayın aslını astarını bilmeden, meslektaşını vatandaşa karşı düşman gösteriyorsan sen de adam değilsin. Bu yazıyı okuyorsan iletişim kısmından bana ulaşabilirsin. Ortalıkta bu kadar polis düşmanı varken, sen kalkıp meslektaşını yem diye ortaya atıyorsan bırak kardeşim o mesleği yapma!

Bu Ülkede Kürt Sorunu Var mı ?

Bu Ülkede Kürt Sorunu Var mı ? İşte bu soru üzerine birkaç kelam etmek istedim.

Bildiğiniz gibi bloğuma 9 ay gibi bir süre ara vermiştim. Aranın ardından güncel konulardan yazmaya başladım. Hadi hayırlısı:)

Bu Ülkede Kürt Sorunu Var mı ? sorusuna, hiç tereddüt etmeden vereceğim cevap ” HAYIR ” ‘dır. Bu ülkede Kürt sorunu yoktur. Kürt sorunu olduğunu söyleyen siyasiler, ünlüler ve onların her söylediğine kayıtsız şartsız inanan vatandaşlarımız vardır.

Bu ülkede neden kürt sorunu yoktur biliyor musunuz ? Çünkü kürtlerin olamadığı hiçbir şey yoktur. Bu ülkede kürtler öğretmen, doktor, avukat, hakim, savcı, milletvekili, asker, polis, başbakan, cumhurbaşkanı oldular ve olmaya devam ediyorlar. Ama nedense kürtleri hep ezilen, mağdur olan vatandaş profilinde gösterip, ülkeyi karıştırmaya çalışan dış ve iç güçler hiç eksik olmuyor. Yıllarca ülkeye kan kusturan pkk bile kürtlerin hakkını savunuyormuş! Buna inanan insanların olması gerçekten çok üzücü.

Doğu ve Güneydoğu’ya yeterli hizmet gitmiyormuş. İkinci sınıf vatandaş muamelesi görüyorlarmış. Bakın, bu o kadar yanlış bir düşünce ki, zekası çalışan biri böyle olmadığını hemen anlar.

Pkk denilen terör örgütü ve onun sempatizanları, gelen hizmet araçlarını, inşaatlarını yakıp yıkıyorlar. Milyonlarca lira zararın yanında, aksayan işler.. Elektriği kaçak kullanan binlerce insan var. Hadi kaçak kullanıyorsun, peki niye ziyan ediyorsun ? Ahırların duvarlarına elektrik kabloları döşeyip ısıtanlar var. ” Devletin malı temiz yemeyen domuz ” felsefesinde olan bir sürü şerefsiz var bu ülkede. Devlet bir yere kadar yardım ediyor. Hatta bir yere kadar değil, baya bi yardım ediyor. Biz yıllarca kaçak kullanım bedeli altında fatura ödedik. Daha bir şey söylemeye gerek var mı ?

Peki şimdi bu ülkede kürt sorunu var diyen, kürt iş adamları, siyasiler ve ünlülere bir soralım : ” Sizler kürt vatandaşısınız değil mi ? Her fırsatta kürtlerin ezildiğini, mağdur edildiğini söylüyorsunuz. Peki neden zengin olduktan sonra Doğu ve Güneydoğu’ya uğramıyorsunuz ? Bu bölgelere iş istihdamı sağlasanız nasıl olurdu ? ” Ama dışarıdan konuşması kolay. At lafı ortaya, karıştır, nasılsa halk birbirine düşer değil mi ?

Peki kendisini ezilmiş ve mağdur gören kürt vatandaşlarına da sormak istiyorum : Sizin hiç suçunuz yok mu ? Batı’ya göç eden kürtlerin bir çoğu illegal işler yapmıyor mu ? Ya da sokaklarda terör estirmiyor mu ? Bir çoğunuz pkk’ya destek vermiyor mu ? Bana sakın korkudan bahsetmeyin. Korkup yardım edebilirsiniz. Ama onları ihbar etmemeniz için hiç bir neden yok!

Bu yazdıklarımdan kürt düşmanı olduğu izlenimi çıkmasın. Ben Türk’üm. Ama her şeyden önce insanım. İnsanların dili, dini, ırkı ne olursa olsun, bir arada huzur içinde yaşamalarını isterim her şeyden önce. Benim çok kürt arkadaşım var. Hiç biriyle sorunum yok. Neden mi ? Çünkü onlar da benim gibi düşünüyor. Oyuna gelmiyorlar, devletine, milletine baş kaldırmıyorlar. Yakıp, yıkmıyorlar. Onlarla aynı mesleği yapıyorum. Birbirimize canımızı, namusumuzu emanet ediyoruz. Tıpkı eskilerde olduğu gibi….

Hele ” Barış istiyoruz ” diyenlere öyle bir sinir oluyorum ki anlatamam. Ulan ne barışından bahsediyorsun ? Savaş mı var da barış olacak ? Pkk kimlik istediği zaman hemen çıkarıp verirler, ama polis yada asker istediğinde ” işim var kardeşim ” diyerek rest çekerler. Ah ulan ah..

Uzun lafın kısası, artık gözümüzü açma zamanı geldi de geçiyor. Kürdistan hayaliyle bu ülkeye baş kaldıran hainlerden olmayın. Bu ülke hepimize yeter. Bir olursak, birlik olursak önümüzde kimse duramaz. Ama siz birlik olmak yerine baş kaldırmayı seçerseniz, o baş o vücutta durmaz.

Nerede O Eski Bayramlar

Nerde O Eski BayramlarRamazan Bayramı geldi çattı. Tüm Türk ve İslam Aleminin Ramazan Bayramı Kutlu olsun. Allah, herkese mutlu, sağlıklı, huzurlu nice bayramlar geçirmeyi nasip etsin.

 

Bayram mesajımı verdikten sonra, asıl konuya geçmek istiyorum. Aslında yazacak o kadar çok şey var ki. Yine de sizleri sıkmamak için kısaca sitemimi dile getirmek istiyorum.

 

 

Benim gibi 30 yaş ve üzeri olan kişiler iyi hatırlayacaktır. Biz çocukken, bayram gününü sabırsızlıkla beklerdik. Belki 1 ay öncesinden bayramlık kıyafetlerimiz alınırdı. Öyle ahım şahım kıyafetler değil ha. Pazardan yaa seyyar satıcıdan alınırdı kıyafetlerimiz. Fakat yine de oldukça pahalıydı iyi hatırlıyorum.

 

Arefe günü gecesi, yeni kıyafetlerimizi ve ayakkabılarımızı yastığımızın altına koyardık. Ertesi günü hayal eder, heyecandan uyuyamazdık.

 

Bayram günü gelip çattığında, sabah erkenden kalkar bayram namazını kılmak için camiye giderdik. Namaz kılmayı bilmediğimiz için, çevremizdekileri takip ederdik. Namaz bittikten sonra, koşar adımlarla eve gider, yeni kıyafetlerimizi ve ayakkabılarımızı giyerdik. Ardından önce anne ve babamızın elini öper, harçlıklarımızı alırdık. Sonra amcalarımıza, halalarımıza, teyzelerimize… Yani tüm akrabalarımıza gidip bayramlaşırdık. Onların öperek harçlık vermesi, bizi o kadar mutlu ederdi ki… Fakat bizleri bu da kesmezdi:) Komşularımızın evlerine gidip, onlarla da bayramlaşırdık. En kötü şekerimizi alır cebimize koyardık. Sonra bakkala gidip, oyuncak yada çikolata alırdık. Arkadaşlarımızla toplanıp sohbet eder, oyun oynardık.
Akşam olduğunda annemizin sesi duyulurdu : ” Ceeeeemmmmmmm, Berkkkkkkkk ( Berk kardeşim oluyor:) ) hadi artık eve “. Eve gider hep beraber akşam yemeğimizi yerdik. Yemekten sonra yine sokağa 🙂

 

2000’li yıllara geldiğimizde, bunlardan eser kalmadığını çok acı bir şekilde görüyorum. Televizyon programları, bayram için röportaj yapıyorlar. Vatandaşa soruyorlar:

– Bayram için planınız nedir ?
— Bilmem nerede 5 günlük bir tatil yapacağız. Deniz, kum, güneş…

 

Abartısız söylüyorum, 100 kişiden en az 95 tanesinin planı deniz kenarında bir tatil. Kimsenin ağzından duymuyorum ki gidip büyükleriyle bayramlaşsınlar.

 

En basitinden son iki bayramdır kimse kapımı çalmadı. Hiçbir çocuk gelip şeker yada harçlık istemediler. Sokaklar bomboştu. Biz böyle değildik. Ne oldu bize ?

 

Hani hep söylüyoruz, her yer beton oldu, çocuklarımıza oynayacak alanlar kalmadı diye. Ama en azından bayramlarımıza sahip çıkabilseydik 🙁 İnanın kendimi çok kötü hissediyorum böyle olunca. Gittikçe Milli değerlerimizi kaybediyoruz. 15 aylık bir kızım var. Allah bana ömür verirse, ona bu değerlerimizi öğreteceğim. Lütfen sizlerde bunu yapın. Tatil her zaman yapılır. Fakat yılda sadece iki kere bayram yapıyoruz. Büyüklerimiz hatırlanmayı hak ediyor. Unutmayın…