Kategori arşivi: Tavsiyelerim

Baba olmak nedir bilir misin ?

Baba olmak nedir bilir misinBaba olmak nedir bilir misin ?

Baba olmak, çocuğunun gözüne baktığında günün tüm stresini atmaktır.

Baba olmak, çocuğunun elini tuttuğunda, eşinin elini ilk kez tutuyor gibi heyecanlanmaktır.

Baba olmak, şiddet gören her çocuğa içinin cız etmesi ve şiddet gösterenleri dövmek istemektir.

Baba olmak, çocuğunun canı yandığında göz yaşlarını tutamamaktır.

Baba olmak, çocuğunun güzelliğiyle gurur duymaktır. Çünkü o senin bir parçandır.

Baba olmak, çocuğunun adına internet sitesi açmaktır.

Baba olmak, çocuğunu güldürmek için dünyanın en çirkin adamı olmayı göze almaktır.

Baba olmak, çocuğunun burnundaki sümüğü tiksinmeden elinle silmektir.

Baba olmak, çocuğunun altını değiştirmekten gocunmamaktır.

Baba olmak, birşey yerken çocuğunun aklına gelmesidir.

Baba olmak, hayatta pişmanlık duymayacağın tek şeydir..

Yazan : Cem Yurtseven

Google pagerank güncellemesi ne zaman olacak

Google pagerank güncellemesi ne zaman olacak ? Mayıs ayında neden pr güncellemesi yapılmadı ?

 

Google pagerank güncellemesi ne zaman olacak Google penguen güncellemesi, mayıs ayının ortalarında yapıldı. Bu süre zarfında yaşanan dalgalanmalar, pagerank güncellemesinin işareti olarak görülüyordu. Fakat Matt Cuts, güncellemeden birkaç hafta önce, penguen 2.0 güncellemesi yapacaklarını ve bu güncellemenin, spam siteleri temizlemek için yapılacağını söylemişti. Her ne kadar bu güncellemeden olumsuz etkilenen spam siteler olsa da, hala birçok spam ve çöp site, arama sonuçlarında üst sıralarda çıkmaktadır. Bu da bizlere, yapılan algoritma değişikliğinin henüz istenilen düzeyde olmadığını gösteriyor.

 

Yine bazı webmasterlar, bu güncellemenin, ücretli o olarak seo hizmeti veren kişilerin önüne geçmek için yapıldığını söylüyorlar. Anlaşılan o ki Google, doğal olarak algoritmalarına müdahale edilmesini engellemeye çalışıyor. Aslında çokta mantıklı. Fakat bunu yaparken sap ile samanı ayırması gerekiyor.

Pagerank güncellemesi neden gecikti ?

Biraz önce Google’ın, ücretli olarak seo hizmeti veren kişileri engellemeye yönelik çalışmalar yaptığını söylemiştik. Bu seo uzmanlarının en çok yaptığı işlerin başında, pagerank değeri yüksek sitelerden link yada makale satın almaları geliyor. Hatta bazıları daha illegal yollara başvurabiliyor. Hacklink gibi. İşte bu sebeple Google, pagerank güncellemesi üzerinde de çalışıyor olabilir. Yani bu kadar kolay manipüle edilebilen bir algoritma değişikliğinin önüne geçmeye çalışıyor olabilir. Her ne kadar pagerank güncellemelerinin zamanları değişken olsa da, Mayıs ayında olmaması, bana göre bu ihtimali kuvvetlendiriyor.

Peki şimdi ne olacak ?

Kimi webmasterlar, pagerank güncellemesinin olmayacağını, kimileri ise uzun bir süre gerektiğini düşünüyorlar. Tabii bu konuda kimse kesin bir fikir ortaya koyamıyor. Bizlerde sadece varsayımlar üzerine fikir yürütebiliyoruz. Fakat şahsi görüşüm, önümüzdeki pagerank güncellemesinin çok farklı olacağı yönünde.

Peki nedir bu farklılıklar ?

Yine kişisel görüşüm, artık pr’si yüksek sitelerden link yada tanıtım yazısı almanın eskisi kadar önemli olmayacağı yönünde. Artık herkesin dilinde olan “ Özgün içerik “ ve “ Güncellik “ gibi kavramların, her zamankinden daha fazla önem kazanacağını düşünüyorum.

Bunun yanında tanıtım yazılarının niteliği de önemli. Bir önceki pagerank güncellemesinde dikkatimi çeken bir konudan bahsetmek istiyorum sizlere.

Bu yazıyı okuduğunuz kişisel sitem, bir önceki güncellemede pr2 değerini aldı. Fakat siteyle ilgili hiçbir çalışma yapmadım. Sitemi A class ip üzerinde barındırdım. Ayda 2 yada 3 makale ekledim. Tabi bunların hepsi kendime ait yazılar. Bu yazıları, faklı sitelerde paylaştım. Fakat paylaşırken hiçbir kelimeye link vermedim. Sadece paylaştığım sitelerde, yazının sonuna kaynak link olarak, bu sitedeki konu linkini ekledim. Tabi yazılarımı okuyarak merak edenler siteme geldiler. Fakat öyle ahım şahım ziyaretçiler değil:) Günde 20-30 kişi sitemi ziyaret etti. Bir kısmı Google üzerinden, bir kısmı yazılarımı paylaştığım sitelerden geldiler. Bunların sonucunda pagerank 2 değerini aldı.

Ha şimdi bazı arkadaşlar, pr2 öyle yüksek bir değer değil diye. Haklısınız değil. Fakat sizce de bu kadarlık bir çalışma için, sıfır domain için yüksek bir değer değil mi? Kararı size bırakıyorum.

Bunlar sadece benim kişisel görüşlerim. Doğrudur yada yanlıştır. Kimseyi yanlış yönlendirmek istemem. Bilginin paylaştıkça çoğalacağına inananlardanım. Herkese bol pr’li günler diliyorum:)

Gezi Parkı olayları ve Polise gösterilen tepkiler

Gezi Parkı olayları ve Polise gösterilen tepkilerGezi Parkı’ndaki ağaçların sökülmesini ve yerine alışveriş merkezi yapılmasını protesto etmek için başlayan gösteriler, maalesef araya karışan provakatörlerin yapmış olduğu eylemlerle çok kötü bir hal aldı. Peki ama işler neden çığrından çıktı ?

Siyaset, o kadar tehlikeli bir konu ki, arkadaşı arkadaşa, kardeşi kardeşe düşürebiliyor. Ülkemizde siyaseti maalesef sadece milletvekilleri yapmıyor. Halkta buna katılınca, ortaya böylesine korkunç sonuçlar çıkabiliyor.

Polisin sabah saatlerinde biber gazı sıkmasıyla başladığı söylenen olaylar ( Ki bu konuda hala çok net bilgiler yok ), çok tehlikeli boyutlara ulaştı. Polisin kullandığı biber gazına karşılık, bu anarşistlerin taşlar ve sopalarla karşılık vermesi, ülkemizi bir kaosun içine soktu. Peki bu durumda kim haklı ?

Polise tepki gösterenler, hükümet karşıtları olarak ön plana çıktı. Polisin kullandığı biber gazı ve tazyikli suya, orantısız kuvvet dediler. Aslında haklılar. Çünkü taş atana taş, sopayla saldırana sopayla karşılık vermeliydiler! Oysa Polis sadece geçici bir süre etkisini gösteren biber gazı ve suyla karşılık verdi. Buna hala orantısız güç diyenlere hayret ediyorum.

Bakın, hükümet iyidir yada kötüdür. Seversiniz yada sevmezsiniz. Fakat tepkinizi bu şekilde göstermek, bizi geri kalmış ülkeler seviyesine indirmenizi sağlar. Demokratik bir ülkede yaşıyoruz. Her ne olursa olsun, ne yaşarsak yaşayalım, hakkımızı hukuk kurallarının el verdiği ölçüde aramalıyız. Hükümetten memnun değilsek, seçim zamanı gider sandıkta kullanırız hakkımızı. Protesto edeceksek, aramıza provakatörleri almadan, istediğimiz mesajı vermeliyiz.

Bu söylediklerimden AKP’li olduğum sonucuna varmamanızı rica ediyorum. Çünkü hayatımın hiçbir evresinde siyaset yapmadım. Siyaset konuşulan ortamlarda bulunmadım. Siyaset bizim işimiz değil çünkü. Bizim seçtiğimiz vekillerin işidir. İşini doğru bir şekilde yapmayan Milletvekiline, bu şekilde ortalığı savaş alanına çevirerek değil, sandıkta oy kullanarak cevap verebiliriz.

Sosyal medyayı çok etkili bir şekilde kullanan bölücüler, asparagas haberler ile vatandaşımızı galeyana getirip, ülkede kaos çıkmasını sağlıyorlar. Amerikan polisinin köpeğe biber gazı sıkmasını Türk polisi sıkmış gibi gösterip, 5 yıl önce bir kazada yaralanan birinin resmini Türk Polisi panzerle üstünden geçti diye gösterip, Hakkari’de vatani görevini yapan askerlerin Türk Polisine verdiği desteğin resmini değiştirerek, gösteriye katılanlara destek vermişler gibi gösterip, bizi yıllarca üye olarak almayan AB’nin, 48 saat daha devam ederseniz hükümet düşecek diyerek gaza getirmesini, Polisin tazyikli su sıktığı adamı ölmüş gibi göstermesini, tüm dünyada kullanılması yasak olan portakal gazını, Polisimizin kullanmış gibi göstermesini vs… Tüm bu yalanlarla vatandaşımızı kandırarak Polisin üzerine salan vatan hainlerinin ekmeğine yağ sürdünüz maalesef.

Terörist başı abdullah öcalan posterleriyle, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk posterlerinin aynı karede yer almasını ” Halk bir bütün olarak devlete karşı birleşiyor ” gibi lanse ettiniz. Bu mudur birleşme ? Eğer buysa hepinize yazıklar olsun.

Suriye, Mısır, Irak vs.. Buradaki halklarda ayaklandı devlete karşı. Peki ne oldu ? Koca bir hiç. Bir sürü ölü, bir sürü sakat kalan insan. Demokratik toplumlarda tepkiler bu şekilde gösterilmez.

Orada sadece demokratik haklarını kullanmak isteyen, amaçları sadece yapılanları protesto etmek olan Türk vatandaşına naçizane tavsiyem şudur : Bir suçlu aramayın. Karşınızdaki Polis, sizin eşiniz, çocuğunuz, babanız, kardeşinizdir. İçinizdeki o terör yanlılarını, ortalığı ateşe veren, kıran, döken, kaldırım taşlarını söküp Polise atan kanı bozukları ayıklayın. Bakın görün ki, o zaman Polisin size karşı tutumu nasıl değişiyor. Yüzlerce kişinin olduğu bir gruba müdahale ederken, yaşlı, kadın, çocuk ayrımı yapılması fizik kurallarına aykırıdır.

50-60 saat ayakta duran, doğru dürüst yemek yemeyen, ihtiyacını gideremeyen, taşlara ve küfürlere maruz kalan, kendisine verilen emirleri uygulamak zorunda olan, uygulamadığı takdirde mesleğinden olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan Polise bu kadar nefret duymayın. O polis ki, 7 gün 24 saat kelle koltukta yaşıyor. O Polis ki, ne bayram bilir ne seyran. O Polis ki, eşine çocuğuna zaman ayıramaz, istediği zaman tatil yapamaz. O Polis ki, canınıza ve malınıza kasteden birileri olduğunda tepesine biner.
Unutmayın, bu ülkede hükümetler değişir ama Polis değişmez. Polis hep vardır ve var olacaktır. Polisin taksimden çekildiğinde bile, ortalığın savaş alanı olmaya devam ettiğini, yine bu terör yanlılarının yakıp yıktığını unutmayın.

Tüm dünya basını bu olaylar karşısında ” Çanakkale Savaşındaki gibi Türkler zafer kazanacak ” gibi haberler yapıyorsa, kesinlikle gaza gelmeyin. Hepsinin kuyruk acısı var. Hiç biri, Türkiye’nin düzlüğe çıkmasını istemez. Ha madem istiyorlar, o halde neden bizi AB’ye almıyorlar ?

Lütfen sevgili arkadaşlarım, kardeşlerim, abilerim, ablalarım. Sağduyulu olun. Sizleri kışkırtan dış mihraplara kulak asmayın. İnanın bu yapılanların kimseye bir faydası olmayacak. Milyarlarca lira hasar var. Bu hasar hepimizin cebinden çıkacak. Evi, işyeri, arabası talan edilen vatandaşlarımızı düşünün. Bu insanların tek derdi evlerine ekmek götürmek. Ama aranıza karışan haydutlar yüzünden bunu yapamayacaklar.

Sizlerden son isteğim, aranıza karışan çürük elmaları temizlemenizdir. Olayları polis başlattı diyen arkadaşlar. Farzedelim ki öyle. O zaman siz bitirin de büyüklük sizde kalsın. Daha temiz, daha mutlu bir Türkiye için, herkesi sabırlı ve sükünetli olmaya davet ediyorum. Sürçi lisan ettiysem affola..