Kategori arşivi: Tavsiyelerim

Aracıma çarpıp kaçtılar

Aracıma çarpıp kaçtılarBir gün biri aracınıza çarpmış ve size çarpan araç kaza yerinden kaçmış ve tespit edilememişse veya çarpan aracın sigortası yoksa, bütün hastane masraflarını cebinizden yapmışsanız, faturayı aşağıda adı gecen sigorta fonuna veriyorsunuz. Sigorta Fonu, size cebinizden ödediğiniz paranın tamamını ödüyor.

Kaza ölümlü ise varislere para ödeniyor. (cenaze v.s.masrafları)

Kaza geçiren sigortasız vatandaşların tedavisini, Garanti Sigorta Fonu Karşılıyor, ancak pek bilen yok.

BU PARA NASIL ALINACAK?

Kaza geçiren vatandaş, hastane masraflarını faturalı olarak Türkiye Sigorta Reasürans Şirketleri Birliği’ne iletecek.
Bunun için birliğe, 0 212 324 19 50 ve 0 212 324 19 50 no’lu telefondan veya http://www.tsrsb.org.tr/ adresinden ulaşılabilir.

Türkiye’nin her yerinden başvuru aynı şekilde yapılmaktadır. Bu fon, yaptırdığımız Trafik ve kasko sigortalarından kesilen %1-2 lik paylardan oluşturulumuştur. Fonun bu günkü maddiyatı 110 milyon TL seviyesindedir ve vatandaşlarımız tarafından bilinmemektedir.

Gerekli belgeler:

Dilekçe ekinde (banka hesap numaranızı da yazın)
1- Hastane faturası
2- İkametgah senedi
3- Nüfus cüzdan örneği
4- Trafik zaptı
5- Noterden imza beyanı

Belgeleri inceleyen birlik, vatandaşın verdiği banka hesap numarasına parayı yatırıyor. Çevredekilerle de bu bilgiyi paylaşırsanız, sizin ve sevdiklerinizin mağdur olmasını engellemiş olursunuz.

Nereye gidiyoruz ?

Nereye gidiyoruzSpor, siyaset, sosyal hayat, iş hayatı, filmler vs.. derken aslında büyük bir ayrımcılık içine sürükleniyoruz. Bu durum beni çok korkutuyor.

Siyaset mecliste yapılmalı

Siyaset, siyasiler tarafından yapılmalı. Her ne kadar yanlış giden çok fazla şey olsa da, her ne kadar içimden isyan etmek gelse de, siyaseti günlük hayatıma sokmamaya çalışıyorum. Söylenecek çok fazla şey var. Fakat ne zaman bir siyaset konusu açılsa, beraberinde tartışmalar geliyor. Buda insanların birbirlerine kırmasına neden oluyor. Bu yüzden mecbur kalmadıkça siyaset konularına girmiyorum.

Hani nerede centilmenlik

Sporda artık iyi oyundan çok, skorlar konuşuluyor. Eskiden böylemiydi? Bir Beşiktaş’lı olarak, Metin-Ali-Feyyaz dönemini çok özlüyorum. O zamanlarda rekabet vardı. Ama insanlar birbirlerine karşı saygılıydı. Şimdi bakıyorumda, insan en yakın arkadaşıyla taraftarlık yüzünden ters düşebiliyor, küsebiliyor. Ne kadar kötü bir şey?

Bir Türk takımı, yabancı bir takımla maç yapıyor. Tribünlere bakıyoruz, o yabancı takım bayrakları açılmış. Daha önceki yazımda da biraz bahsetmiştim. Hepimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin bir ferdi değil miyiz? Neden yabancı takımlara karşı birlik olamıyoruz? Şimdi sorsak, herkes birbiri için “ Onlarda şu takımı desteklediler “ gibi sözler söyleyecekler. Fakat bu arkadaşlar “ Ya bizler bir adım atalım “ demeyecekler.
Burada iş tribün liderlerine düşüyor. Onlar bunun öncüsü olabilirler. Tribünlerde bu tarz bayrak yada pankart açılmasına izin vermeyerek, Galatasaray tribünleri Fenerbahçe’ye, Fenerbahçe tribünleri Galatasaray’a destek olabilirler. Bir düşünsenize, ne kadar güzel bir atmosfer olur. Şahsen böyle bir durumda tüylerim diken diken olur. İşte Türk insanı dedirtebiliriz.
Çok mu hayalciyim? Belki de…. Ama bu dediğim imkansız değil. Yeter ki istenilsin.

Gelir dağılımında ki dengesizlik gittikçe artıyor

Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, zengin daha zengin, fakir daha fakir oluyor. Kişi başı düşen milli gelirin arttığı söyleniyor. Ama biraz takip edin bakın. Dünyanın en zenginler listesinde 10 Türk varken, şimdi 1000 Türk olmuş. Ve bu kişilerin sıralaması devamlı yükselmiş. Hal böyle olunca, Türkiye’de kişi başı düşen gelirde yükseliyor. Ama bu asla gerçekleri yansıtmıyor.
Bunu da geçtim. Zenginin fakire yaklaşımı asıl benim en çok içimi acıtan. Maddi durumu iyi olan kişiler, kötü olan kişilere çok yüksekten bakıyorlar ( İstisnalar hariç ) . Halbuki şunu unutuyorlar. Fakirler olmasa onlar zengin olur muydu?

Söylenecek çok şey. Fakat sayfalar dolusu yazmam gerekecek. İçimden geçenleri de tam olarak ifade edemeyeceğim için çok uzatmama gerek yok. Yazımın başında korkuyorum demiştim. Ama hala ümidim var. Ulu önder Atatük, “ Bir Türk dünyaya bedeldir “ diye boşuna söylememiş. Her ne kadar bir ayrışma içine sürüklenmeye çalışılsak da, birgün kendimize geleceğiz. O eski güzel günlere geri döneceğiz. İşte o günün ümidiyle içimi ferah tutmaya çalışıyorum.

Bu mesajı okuyan herkesten şunu istiyorum. Birbirinize karşı anlayışlı olun. Yaşadığınız ülkenin kıymetini bilin. Değerlerinize sahip çıkın. Herkese sevgi dolu günler diliyorum.