Kategori arşivi: Yaşam

2013 İşsizlik maaşı hesaplama

2013 İşsizlik maaşı hesaplama2013 İşsizlik Maaşı Hesaplama

İşsizlik maaşı sigortalı işçiden her ay maaşının belli bir oranı tutarında işsizlik fonuna ödenen , işçinin işsiz kalması durumunda ödenen SGK prim gün sayısına göre belirli bir süre işçiye ödenen paradır. İşsizlik maaşı hesaplanması ve işsizlik maaşı şartları aşağıda belirtilmektedir.

Günlük işsizlik ödeneği, sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının yüzde kırkı olarak hesaplanmaktadır. Bu şekilde hesaplanan işsizlik ödeneği miktarı, 4857 sayılı İş Kanununun 39 uncu maddesine göre onaltı yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin brüt tutarının yüzde seksenini geçememektedir.
Ayrıca işsizlik ödeneğinden damga vergisi kesintisi yapılmaktadır.

Aşağıda Üç Farklı Örnek Olayda (1 Ocak 2013’da yürürlüğe giren Asgari Ücrete Göre) Aylık İşsizlik Ödeneği Hesabı Verilmiştir.

Son 4 Aylık Prime Esas Kazançların aylık ortalaması Hesaplanan İşsizlik Ödeneği Miktarı Damga vergisi Ödenecek İşsizlik Ödeneği Miktarı
SON DÖRT AY ASGARİ ÜCRETLE ÇALIŞAN                     978,60              391,44                                       2,98                            388,46
SON DÖRT AY AYLIK 900 YTL İLE ÇALIŞAN              1000,00             400,00                                      3,00                           397,00
SON DÖRT AY AYLIK 1.800 YTL İLE ÇALIŞAN          1.800,00            782,88                                        5,94                           776,94 (*)
(*) Hesaplanan İşsizlik Ödeneği Miktarı, Aylık Asgari Ücretin Brüt Tutarının Yüzde Seksenini geçemeyeceği için Ödenecek Aylık İşsizlik Ödeneği Miktarı bu şekilde hesaplanmıştır.

İşsizlik Sigortasından Yararlanma Şartları

4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa göre, işsizlik sigortası kapsamında bir işyerinde çalışırken; çalışma istek, yetenek, sağlık ve yeterliliğinde olmasına rağmen, kendi istek ve kusuru dışında işini kaybedenler; hizmet akdinin feshinden önceki son 120 gün içinde prim ödeyerek sürekli çalışmış olmak kaydıyla son üç yıl içinde en az 600 gün süre ile işsizlik sigortası primi ödemiş olmak ve hizmet akdinin feshinden sonraki 30 gün içinde en yakın İŞKUR birimine şahsen ya da elektronik ortamda www.iskur.gov.tr portalı üzerinden başvurarak iş almaya hazır olduğunu bildirmek koşulu ile işsizlik sigortası hizmetlerinden yararlandırılmaktadır.

Mücbir sebepler dışında 30 gün içerisinde başvurulmaması halinde, başvuruda gecikilen süre, toplam hak sahipliği süresinden düşülmektedir.


İşsizlik Ödeneği Ne Kadar Süre İle Ödenmektedir?

Hizmet akdinin feshinden önceki son üç yıl içinde;
600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 180 gün,
900 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 240 gün,
1080 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 300 gün,

süre ile işsizlik ödeneği (kanunda yer alan diğer şartları taşınması kaydıyla) verilmektedir.

2013 işsizlik maaşı hesaplama

Baba Olmak….

Baba OlmakBaba olmak o kadar güzel bir duygu ki.. Henüz baba olmadım. Ama Allah nasip ederse 3-4 hafta sonra baba olacağım. Şimdiden bu heyecan beni acayip sardı:)

Duygularımı anlatmak için doğru yer burası mı bilmiyorum. Ama madem içimdekileri dökmem lazım, madem burası benim kişisel bloğum. O halde en uygun yer burası olsa gerek:)

Kısmetse bir kızım olacak. İsim konusunu çok araştırdık. Her kafadan bir ses çıktı. Aile büyükleri bir şeyler dedi. Arkadaşlar bir şeyler dedi. Biz bir şeyler dedik. Ama bir türlü bir isim bulamadık. En sonunda, yıllardır hayalini kurduğum ismi koymaya karar verdik.

Evet. Kızımın ismini “ Ada “ koyacağım. Öyle ahım şahım bir anlamı yok. Sadece kulağa çok hoş geliyor. Sınavlarla dolu bir ülkede bulunduğumuzu ve soyismimin uzun olduğunu düşünürsek, kızıma kısa bir isim vermek en doğrusu olacak sanırım:)

İsminden ziyade bahtının güzel olması en güzeli tabiî ki. Allah’ım sağlıklı, sıhhatli, eli yüzü düzgün doğmasını nasip etsin.

Bugüne kadar insanların dış görünüşüyle ilgili eleştiriler yaptım. Gerçi hiçbir zaman yüzlerine karşı söylemedim. Çünkü insanları kırmaktan çok korkarım. Fakat gerek televizyonda, gerek sosyal hayatta karşılaştığım bazı insanların görünüşüyle ilgili olumsuz eleştiriler yaptım. Fakat bunu dalga geçmek, küçümsemek maksatlı yapmadım. Özellikle bu izdivaç programlarında, kimseyi beğenmeyen kişilere yaptım bu eleştiriyi. Çünkü gerçekten kızıyorum. O kadar güzel yada yakışıklı, maddi durumu iyi kişileri geri çeviriyorlar. Ne bekliyorlar peki ? Ha bunları okuyupta “ Sanane “ diyenler olacaktır. Fakat hangimiz bu gibi durumlar karşısında yorum yapmıyoruz ki?

“ Yaradılanı sev Yaradandan ötürü “ . Olması gerekende bu aslında. Fakat hangi işimizi doğru yapıyoruz ki bunu yapalım ? İnsan çoğu zaman böyle önemli ayrıntıları kaçırıyor hayatta. Fark ettiğimizde de iş işten geçmiş oluyor.
Artık eskisi gibi yorumlar yapmıyorum. İçimden yine kızıyorum. Ama çevremdekilere söylememek için kendimi tutuyorum. Neden biliyor musunuz? Çünkü bir çocuğum olacak. Korkuyorum, o kişiler için yaptığım eleştirilerden bende nasibimi alacağım diye. Aklıma geldikçe korkuyor ve Allah’a dua ediyorum.

Çok dindar biri değilim. Ama Elhamdilullah Müslümanım. Allah’a inanıyorum. O yüzden bu gibi düşünceler beni daha fazla strese sokuyor.

Çok uzatıp sizi sıkmak istemiyorum. Sizlere tavsiyem, kimseyi görünüşüyle yargılamayın. Düşünceleri, hareketleri hoşunuza gitmese bile, görünüşüyle bağdaştırmayın. Eleştirin. Ama düşüncelerini, fikirlerini, hareketlerini.

Son olarak sizlerle beni çok etkileyen bir videoyu paylaşmak istiyorum. Yayınlandığı zamanlar severek izlediğim, çok güldüğüm bir komedi dizisi. Yahşi Cazibe dizisinden bir kesit paylaşmak istiyorum. Umarım video telif hakkı ihlaline girmez. Çünkü sadece duygularımı net bir şekilde ifade etmek için paylaşıyorum. Sağlıcakla kalın..

Bir Trafik Polisi ile röportaj

Bir Trafik Polisi ile röportajYaklaşık 10 yıldır trafik polisi olan bir arkadaşımız ile yaptığım keyifli bir röportajı sizlerle paylaşıyorum. Polislik mesleği çok hassas olduğundan özel bilgileri sizlerle paylaşamıyorum. İşte yaptığımız röportajın detayları.

Mesleğiniz çok hassas. Bunu bildiğim için özel konulara girmeyeceğim:) Kaç yıldır trafik polisi olarak görev yapıyorsunuz ?

Yaklaşık 9 yıldır bu mesleğin içinde bulunuyorum.

 

Trafik polislerini diğer polislerden ayıran en belirgin özellikler nelerdir?

Aslında hepimiz aynı amaç için çalışıyoruz. Vatandaşlarımızın canını ve malını korumak, bunlara gelen zararlardan dolayı oluşan kayıpların tespitini yaparak, adaletin yerine gelmesine yardımcı olmak. Fakat trafik polisliği biraz daha farklıdır. Herhangi bir suça karışmayan, herhangi bir suçtan dolayı zarar görmeyen kişilerin, polisle çok fazla işi olmuyor. Ama hemen hemen herkesin ehliyeti yada arabası var. Bu sebeple herkesin trafik polisiyle dolaylıda olsa işi oluyor:)

Evet anladım:) Peki neden kazalar oluyor? Yani saçma bir soru gibi gelebilir. Fakat inanın trafik kazalarının nedenlerini şahsen bilmek isterim.

Aslında bu çok kapsamlı bir soru. Yani trafik kazalarının çok fazla nedenleri var. Alkollü araç kullanmak, aşırı hız yapmak, kırmızı ışıkta geçmek, yorgun ve uykusuz araç kullanmak, seyir halindeyken cep telefonuyla konuşmak gibi, herkesin bildiği fakat birçok kişinin önemsemediği sebepler mevcut. Fakat aslında trafik kazalarının esas nedeni, insanların birbirlerine karşı yeterince anlayışlı olmamasıdır. Tabii bana göre böyle. Söylemek istediğim, yukarıda saydığım nedenlere bir bakın. Kimse ben kaza yapacağım diye düşünmüyor. Kimse ben bir hata yaparsam birilerine zarar veririm diye düşünmüyor. Herkes bu işi çok basite alıyor. Emin olun, haber programlarında yada gazetelerde gördüğünüz trafik kazaları, Türkiye’de yaşanan trafik kazalarının %1 ‘idir beklide. Çoğu kaza basına yansımaz. Çünkü genelde kırsal alanlarda meydana gelir. Basında görüntü alamadığı kazaları programlarına yansıtmaz. Ama tüm vatandaşlarımız, trafik kurallarının onların can ve mal varlığını tehlikeye atmamak için konulduğunu düşünerek hareket ederse, ben kazaların neredeyse sıfıra ineceğini düşünüyorum.

Çevremdeki kişilerden çok fazla duyuyorum. Bu trafik cezalarının, özelliklede radar cezalarının Devlete para kazandırmak için yapıldığı söyleniyor. Bu konudaki düşünceleriniz neler?

Sizin duyduğunuzun beklide 1000 katını duyuyoruz biz bu konuda Nedense vatandaşlarımızın bir çoğunun böyle düşüncesi var. Evet trafik cezalarından Devletimizin kasasına oldukça fazla bir gelir giriyor. Fakat bu vatandaşlarımızın yanıldığı bir nokta var. Her kural yada kanun ihlalinin bir cezası olması gerekiyor. Bu vatandaşlarımız o kural ihlalini yapmasa, o cezayı ödemek zorunda da kalmayacaklar. Yanlış hatırlamıyorsam, buna psikolojide yansıtma deniliyordu. Bakın, haberlerde trafik kazalarından bahsederken genellikle şöyle bir ibare geçiyor : “ Aşırı hız yüzünden direksiyon hakimiyetini kaybeden sürücü “. E şimdi hızlı seyretmenin böyle kazalara neden olabileceğini hepimiz biliyoruz. Peki ama neden dikkat etmiyoruz?
Aslında olay sadece bu da değil. “ Bana dokunmayan yılan bin yaşasın “ mantığıyla hareket eden vatandaşlarımızda mevcut. Örneğin, büyük şehirlerde emniyet şeridi ihlali yapan birçok kişi var. Bir trafik kazası olduğunda, haliyle yol kapanıyor. Gerek ambulanslar gerekse bizler, emniyet şeridini kullanarak kaza yerine gitmeye çalışıyoruz. Fakat o şerit dolu olduğundan yetişemiyoruz ve beklide yaralı olan kişilere gerekli müdahaleler yapılamıyor. Emniyet şeridini kullanan kişiler bunu düşünmüyor. Yarın kendilerinin de kaza yapabileceğini ve bizlerin kaza yerine zamanında ulaşamayabileceğimizi düşünmüyorlar. Keşke bunları düşünebilseler.

Anladığım kadarıyla bu konuda söyleyecek çok şeyiniz var. Fakat malum yazıyı çok uzatınca, amacından uzaklaşıyor:) Peki meslekte karşılaştığınız zorluklardan kısaca örnekler verirmisiniz?

Ya işte bana bu soruyu sormayın:) Meslekte karşılaştığımız o kadar çok şey var ki, hangi birinden bahsedeyim.

Kısaca özetleyin o zaman:)

Peki:) Şüphesiz ki en çok trafik cezası yazarken zorlanıyoruz. Yani öyle kişiler çıkıyor ki, sabır taşınızı çatlatmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Biz bir yere kadar anlayış gösteriyoruz. Sonuçta ceza yazılınca canı yanıyor vatandaşın. Kendimizi onların yerine koyuyoruz. Ve afedersiniz terbiyesizlik sınırına kadar ses çıkarmıyoruz. Fakat nedense onlar bizi anlamıyor. Buradan da söylemek istiyorum. Yazdığımız cezalardan bizim kursağımızdan bir lokma geçiyorsa, bu dünyada bizden daha karaktersiz insanlar yoktur. Biz sadece bize verilen vazifeyi yapıyoruz. Kimseyi ayırmıyoruz. Fakat insanlardan biraz daha anlayışlı olmalarını istiyoruz.
Bir trafik kazasına gidiyoruz. Ölü ve yaralı vatandaşlarımız var. Bir kadın ve çocukları ağlıyor. Babamız yaşıyor mu diye soruyorlar. Fakat babaları hayatını kaybetmiş. Ben nasıl söyleyebilirim bunu? İşte bu dünyanın en zor şeyi.
Kar yağıyor ve yollar kapanıyor. Onca uyarılarımıza rağmen vatandaşlarımız zincirlerini takmıyorlar ve yolda kalıyorlar. O kadar soğuk havada, kar yağışı altında, araçlarına zincirlerini takıyoruz. Bazen ellerimizi, yüzümüzü hissetmiyoruz soğuktan. Ama kimse bunları görmüyor. Vur abalıya misali, bize veryansın ediyorlar. Soruyorum bu vatandaşlarımıza. Bizler olmasak, nasıl güvenle yolculuk edecekler? Bu konularda inanın çok doluyum. Çok fazla uzatmayalım isterseniz..

Yazının devamı gelecek….