Gezi Parkı olayları ve Polise gösterilen tepkiler | Cem'in Günlüğü
Tavsiyelerim

Gezi Parkı olayları ve Polise gösterilen tepkiler

Yazan: Cem

Gezi Parkı olayları ve Polise gösterilen tepkilerGezi Parkı’ndaki ağaçların sökülmesini ve yerine alışveriş merkezi yapılmasını protesto etmek için başlayan gösteriler, maalesef araya karışan provakatörlerin yapmış olduğu eylemlerle çok kötü bir hal aldı. Peki ama işler neden çığrından çıktı ?

Siyaset, o kadar tehlikeli bir konu ki, arkadaşı arkadaşa, kardeşi kardeşe düşürebiliyor. Ülkemizde siyaseti maalesef sadece milletvekilleri yapmıyor. Halkta buna katılınca, ortaya böylesine korkunç sonuçlar çıkabiliyor.

Polisin sabah saatlerinde biber gazı sıkmasıyla başladığı söylenen olaylar ( Ki bu konuda hala çok net bilgiler yok ), çok tehlikeli boyutlara ulaştı. Polisin kullandığı biber gazına karşılık, bu anarşistlerin taşlar ve sopalarla karşılık vermesi, ülkemizi bir kaosun içine soktu. Peki bu durumda kim haklı ?

Polise tepki gösterenler, hükümet karşıtları olarak ön plana çıktı. Polisin kullandığı biber gazı ve tazyikli suya, orantısız kuvvet dediler. Aslında haklılar. Çünkü taş atana taş, sopayla saldırana sopayla karşılık vermeliydiler! Oysa Polis sadece geçici bir süre etkisini gösteren biber gazı ve suyla karşılık verdi. Buna hala orantısız güç diyenlere hayret ediyorum.

Bakın, hükümet iyidir yada kötüdür. Seversiniz yada sevmezsiniz. Fakat tepkinizi bu şekilde göstermek, bizi geri kalmış ülkeler seviyesine indirmenizi sağlar. Demokratik bir ülkede yaşıyoruz. Her ne olursa olsun, ne yaşarsak yaşayalım, hakkımızı hukuk kurallarının el verdiği ölçüde aramalıyız. Hükümetten memnun değilsek, seçim zamanı gider sandıkta kullanırız hakkımızı. Protesto edeceksek, aramıza provakatörleri almadan, istediğimiz mesajı vermeliyiz.

Bu söylediklerimden AKP’li olduğum sonucuna varmamanızı rica ediyorum. Çünkü hayatımın hiçbir evresinde siyaset yapmadım. Siyaset konuşulan ortamlarda bulunmadım. Siyaset bizim işimiz değil çünkü. Bizim seçtiğimiz vekillerin işidir. İşini doğru bir şekilde yapmayan Milletvekiline, bu şekilde ortalığı savaş alanına çevirerek değil, sandıkta oy kullanarak cevap verebiliriz.

Sosyal medyayı çok etkili bir şekilde kullanan bölücüler, asparagas haberler ile vatandaşımızı galeyana getirip, ülkede kaos çıkmasını sağlıyorlar. Amerikan polisinin köpeğe biber gazı sıkmasını Türk polisi sıkmış gibi gösterip, 5 yıl önce bir kazada yaralanan birinin resmini Türk Polisi panzerle üstünden geçti diye gösterip, Hakkari’de vatani görevini yapan askerlerin Türk Polisine verdiği desteğin resmini değiştirerek, gösteriye katılanlara destek vermişler gibi gösterip, bizi yıllarca üye olarak almayan AB’nin, 48 saat daha devam ederseniz hükümet düşecek diyerek gaza getirmesini, Polisin tazyikli su sıktığı adamı ölmüş gibi göstermesini, tüm dünyada kullanılması yasak olan portakal gazını, Polisimizin kullanmış gibi göstermesini vs… Tüm bu yalanlarla vatandaşımızı kandırarak Polisin üzerine salan vatan hainlerinin ekmeğine yağ sürdünüz maalesef.

Terörist başı abdullah öcalan posterleriyle, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk posterlerinin aynı karede yer almasını ” Halk bir bütün olarak devlete karşı birleşiyor ” gibi lanse ettiniz. Bu mudur birleşme ? Eğer buysa hepinize yazıklar olsun.

Suriye, Mısır, Irak vs.. Buradaki halklarda ayaklandı devlete karşı. Peki ne oldu ? Koca bir hiç. Bir sürü ölü, bir sürü sakat kalan insan. Demokratik toplumlarda tepkiler bu şekilde gösterilmez.

Orada sadece demokratik haklarını kullanmak isteyen, amaçları sadece yapılanları protesto etmek olan Türk vatandaşına naçizane tavsiyem şudur : Bir suçlu aramayın. Karşınızdaki Polis, sizin eşiniz, çocuğunuz, babanız, kardeşinizdir. İçinizdeki o terör yanlılarını, ortalığı ateşe veren, kıran, döken, kaldırım taşlarını söküp Polise atan kanı bozukları ayıklayın. Bakın görün ki, o zaman Polisin size karşı tutumu nasıl değişiyor. Yüzlerce kişinin olduğu bir gruba müdahale ederken, yaşlı, kadın, çocuk ayrımı yapılması fizik kurallarına aykırıdır.

50-60 saat ayakta duran, doğru dürüst yemek yemeyen, ihtiyacını gideremeyen, taşlara ve küfürlere maruz kalan, kendisine verilen emirleri uygulamak zorunda olan, uygulamadığı takdirde mesleğinden olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan Polise bu kadar nefret duymayın. O polis ki, 7 gün 24 saat kelle koltukta yaşıyor. O Polis ki, ne bayram bilir ne seyran. O Polis ki, eşine çocuğuna zaman ayıramaz, istediği zaman tatil yapamaz. O Polis ki, canınıza ve malınıza kasteden birileri olduğunda tepesine biner.
Unutmayın, bu ülkede hükümetler değişir ama Polis değişmez. Polis hep vardır ve var olacaktır. Polisin taksimden çekildiğinde bile, ortalığın savaş alanı olmaya devam ettiğini, yine bu terör yanlılarının yakıp yıktığını unutmayın.

Tüm dünya basını bu olaylar karşısında ” Çanakkale Savaşındaki gibi Türkler zafer kazanacak ” gibi haberler yapıyorsa, kesinlikle gaza gelmeyin. Hepsinin kuyruk acısı var. Hiç biri, Türkiye’nin düzlüğe çıkmasını istemez. Ha madem istiyorlar, o halde neden bizi AB’ye almıyorlar ?

Lütfen sevgili arkadaşlarım, kardeşlerim, abilerim, ablalarım. Sağduyulu olun. Sizleri kışkırtan dış mihraplara kulak asmayın. İnanın bu yapılanların kimseye bir faydası olmayacak. Milyarlarca lira hasar var. Bu hasar hepimizin cebinden çıkacak. Evi, işyeri, arabası talan edilen vatandaşlarımızı düşünün. Bu insanların tek derdi evlerine ekmek götürmek. Ama aranıza karışan haydutlar yüzünden bunu yapamayacaklar.

Sizlerden son isteğim, aranıza karışan çürük elmaları temizlemenizdir. Olayları polis başlattı diyen arkadaşlar. Farzedelim ki öyle. O zaman siz bitirin de büyüklük sizde kalsın. Daha temiz, daha mutlu bir Türkiye için, herkesi sabırlı ve sükünetli olmaya davet ediyorum. Sürçi lisan ettiysem affola..

Yazar hakkında

Cem

Günlük hayatta karşılaştıklarını kaleme almayı seven, araştırmacı ve az biraz bilgili biri.

Yorum yapın